06 Ocak 2010 Çarşamba

keşke..

daha çok kelimem olsaydı.. daha çok sesim.. yitip gitmesin hiçbişeyimiz. Daha çok saatimiz,daha çok günümüz olsaydı. anlatabilseydim, gösterebilseydim. Gitmezdin. Gittin...

Ne yapabilirdim.. Bilemedim. Neler neler anlamsız kaldı şimdi. onca zaman paylaştık senle, hepsi öksüz.. Gösterebilseydim kendi gözümden, anlayabilseydin. Anlamadın.

Elimden geleni yaptım diyebiliyorum yine de. Huzurluyum her şekilde ama.. Aklımı kurcalıyor, mutluluğun.. Ya değilsen? Ne yapabilirim.. Kapamadın mı tüm yolları..

Özür mü?

Özür..

24 Aralık 2009 Perşembe

at..

Kaçıp gitmek çok mu kolay diye fısıldadım. Bu lafı kimsenin duymasını istemiyordum, duyabilecek kimse de yoktu zaten, benim kimsem yoktu. Yalnızdım. Dudaklarım kuruyor, ıslattıkça daha beter çatlıyor, çatladıkca canım daha da yanıyor.. Neden yaptıklarım, bana hep acı veriyor?

Hava çok soğuk bu gece... Rüzgar eskisi gibi değil. Ben küçükken saçlarımı okşardı. Ben küçükken diye başlayan cümleler kurmaya başladığımdan beri sanırım... Ensemden öptü şimdide, nefesi ölesiye soğuk... Ölüm soğuğu.. Yaşama ait bişey yok sanki burda. Renklerini toplamış, sıcaklığını almış, neşesini kaçırmış ve gitmiş buradan. Ne yapmalı..

Nefesim havada asılı kalıyo.. Bembeyaz bir bulut gibi, ama çok sığ, hemen dağılıyor. Bende böyleydim. Hayata asılı kaldım, soğuk havalarda... Şimdi de dağılıyorum.. Ellerim üşüyor, bu demirin varlığından bile emin değilim artık o da benim bir parmağım gibi.. Ne kadardır burdayım hiç bi fikrim yok... Nefes al... ve ver.. daha kaç kez yapabilirsin ki... deneyebilir misin? Saymayı... sayamazsın. O kadar sayı yok...


Atıcam.. Atılcam... Buradan oraya sadece ufak bi zıplama.. bu parmaklık.. elimle bi bütün halinde. Onu bırakabilir miyim? Elimi bıraktığı gibi... Nedensizce. Aniden.. Yapabilir miyim? Ben..

Atlarım..
Bu hayata..
Ölmek için..
Akan trafiğe, biraz daha kan sızdırmak için..
Haydi bileğe kuvvet!

03 Eylül 2009 Perşembe

Tırnak içinde yalnızlık 2.

Niyetini belli et dedi yalan,yalnızlığa. Yalnızlık gözlerini kaçırdı,uzaklara götürdü onları. Arkasında koca bir beden bıraktı.Beden yalandan kaçamadı,yalan esti gürledi. "Bak" bana dedi defalarca. Beden çaresizdi,savunmasızlıktan felç olmuştu. Yalan hırsına yenik düşüp arkasını döndü bedene. Beden bilinçsizdi. Yığıldı olduğu yere. Son bir kez daha çırpınıp yalanın ayaklarına dokundu. Yalan " Uzak dur" diye gürledi. Beden yalnızlığın geri dönmesi için yalvarıcaktı. Yalnızlık, ihtişamlı bir kokuyla gelmişti. Bedeni kucaklıyıp kaldırdı yerinden ve yalana bakamadı son bir kez. Yalan susup kaçtı oradan. Beden öldü mü? Yalnızlık bile bilemedi...


25 Ağustos 2009 Salı

Tırnak İçinde Yalnızlık

Serin bir akşamüstü, yine odamdaydın. Seni görünce dayanamadım,soyundum.Bırakıverdim kendimi olabildiğince sana. Korkmuyordum artık hiç birşeyden güvendeydim. En çok huzur bulduğum yerde,seninleydim.Soğuktun üşüyordum belki biraz ama, yavaş yavaş ısınmanı bekledim. Kalbinin atmayışına aldırış etmedim, bedenini bedenimle birleştirdim.Sarılmanı istedim, saçlarımı okşamanı... Ancak sana söyleyemedim,kollarının olmayışına üzülmeni istemedim.

Benim sana duyduğum kadar senin de bana ihtiyaç duyduğun ortadaydı, yoksa neden her geri döndüğümde orda olasın ki? Öyle savunmasızsın ki, tek bir hamlemle darmadağın olabiliyorsun. Geceler boyu benimlesin,yanımdan ayrılmıyorsun. Ben kalkıp gitsem bile sen olduğun yerde beni bekliyorsun. Bana duyduğun bağlılığı hastalıklı bulmuyor değilim ama bundan o kadar hoşlanıyorum ki, kendimi sana vermekten kendimi alamıyorum.

Bu akşam bu şeyleri sana anlatırken, her zaman ki gibi sustun.Konuşamazsın biliyorum, ama yine de... Neyse boşvermeliyim. Paylaştığımız tek şey yalnız geceler ve benden beklediğin başka birşey yok zaten... Gece gelirim ve sabah giderim. İşte ben böyleyim.Sen tam kendini topladığın anda gelir, bir gecede seni altüst ederim. Sanırım ben sandığımdan da kötü biriyim...

Annem de senin hakkında endişeli. Ben olmadığım zamanlarda onun senin yanında olduğunu bilmek içimi rahatlatıyordu ama dün senin hakkında konuştuk biraz. " Nereye kadar devam edecek böyle" dedi. "Bilmiyorum" dedim, iyiye gittiğimi söyledim. Beni umursamadığını söyledi, tamamen seninle ilgileniyordu.Bende "Toparlanıcak anne, düzelicek" dedim. Küfürü bastı. "Her zaman bunu yapıyorsun. O yatağın ağzına sıçıp sıçıp gidiyorsun ve her seferinde daha da dağıtıyorsun onu. Hizmetçin değilim ben senin! Ne zaman kendi götünü toplamayı öğreneceksin sen!" dedi durdu. Üzülmüş o da belli ki... Anlamıyor ki ilişkimizi. Üzerini kapamak istemiyorum senin sadece o saçma örtülerle, sen de hergece onlardan kurtulmak için beklemiyor musun aslında? Bugün de toparlayamacağım seni. Sana tüm bunları yaşattığım için özür dilerim.